Açılımlar Komedisi
Açılımlar Komedisi
'Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler'
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Kürt açılımı, demokrasi açılımı derken bir de Ermeni açılımı yaptık. Yalnız bir kapıyı açarken diğer kapıyı kapattık. Ermeni kapısını açtık, Azerbeycan kapısını kapattık. Doğu Anadolu topraklarını hala kendi toprağı gören, buraları ele geçirme arzusunda olduklarını her fırsatta dile getiren, Cumhurbaşkanlığı filamasının bile ortasında Ağrı Dağı'nın figürü bulunan, düne kadar diplomatlarımızı acımasızca katleden Ermenistan'a açılım yaptık. Öbür taraftan bizi kardeş sayan, ilişkilerde hertürlü yakınlığı gösteren Azerbeycan'ın canını yaktık.Bir yandan Azeri kardeşlerimizin içleri eziliyor, canları yanıyor, Ermeni işgalindeki Karabağ sorunu olduğu gibi duruyor; siz de bu adamlarla el sıkışıp ,protokoller imzalıyorsunuz. Ve bütün bunlar niye yapılıyor? Amerika istedi diye. ..Elbette komşularla iyi ilişkiler içinde olmalı. Ama onurlu bir dış siyasetle, 'ver kurtul' zihniyetiyle değil.
Geçen hafta "Avrupa Birliği İlerleme Raporu " yayınlandı. Tam bir komedi. Aslında komedi demek iyimserlik. Kasıtlı,ard niyet taşıyan bir rapor. İnsanların tedbir olarak tutuklama yoluyla yargısız infaza tabi tutulduğu, savcının yapması gerekirken soruşturmayı polisin yaptığı hukuksuzluğu , yandaş olmayan medyaya yapılan baskıları görmüyor, "Atatürk'ü Koruma Kanunu" ile uğraşıyor.
Resmen dedelerinin intikamını almaya çalışıyorlar. AB Komisyonu , 31 Temmuz 1951 de yürürlüğe giren 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'un Türkiye'de ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenleme olduğunu. Bu durumun AB üyeliği için engel oluşturduğunu bildirdi. Yani AB üyelerine göre Türkiye 'de demokratikleşmenin, ifade özgürlüğünün göstergesi "ülkenin kurucusuna hakaret edenlere göz yummaktan" geçiyor.
Ülkeyi bölmek için her türlü yayın yapılırken, ülkenin gerçek aydınlarının, saygın bilim adamlarının Silivri Yerleşkesine tıkılmasına, AB sesini çıkarmıyor. Atatürk'e hakaret edilmesini önleyen yasal düzenlemelere ateş püskürüyor!
Bütün bunlar gösteriyor ki: AB aday üyeliği Türkiye'ye demokrasi değil, faşizm getiriyor. AB aday üyeliği, Türkiye ekonomisini yıkıma uğratıyor. Türkiye'yi etnik ve dinsel çatışmalara sürüklüyor. En önemlisi; AB üyeliği, Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet devrimleri ile elde ettiği kazanımların yok edilmesi anlamına geliyor.
En son olarak da müthiş bir gündemimiz var. PKK militanlarını davulla zurna ile karşılamak. Sanki şehit aileleri ile alay eder gibi önde vali, arkada bando, çiçekler , çikolatalar bayram ederek karşıladılar. Ama tek suçu Atatürk Devrimlerini savunmak olan, ömrünü bu ülkeye hizmet etmekle geçirmiş profesörler, edebiyatçılar, askerler, sanatçılar, gazeteciler henüz kanıtlanmamış "örgüt" iddiasıyla aylardır hapishanede...Hukuk mu bu, adalet mi...
Bugünlerde Cumhuriyetimizin kuruluşunun 86. Yılını
kutluyoruz. Sadece kağıt üstünde kalmış Cumhuriyetimizin. Kutlu olsun.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




