AFFA UĞRAMIŞ CENAZE
Sonunda mevtayı defin için kabristana götürmüş, kabristanın yakınında bulunan bir zahid (1) sanki cenazeyi bekler gibi bir halde mezarlıkta bekliyormuş.
Zahid cenaze namazını kılmak için hazırlık yapmaya başlayınca çevrade bulunanlarda namaza katılıp kıldılar. Ancak böyle bir Zahid'in böyle bir bozguncunun cenaze namazını kılmasına hayret etmekten kendilerini alamadılar.
Zahid dedi ki; -Rüyamda bana, mezarlığa in, orada başında yalnızca bir kadının bulunduğu sahipsiz, falkat affa uğramış cenaze vardır. Onun namazını kıl, dediler. Benim gelişim bu sebepledir.
Adamlar bunu duyunca daha çok hayret etmeye başladılar. Zahid adamın hanımına kocasının ne vaziyette olduğunu sordu. Hanımı dedi ki; -Herkesin bildiği halde idi, yani sarhoştu.
-İyice bir düşün bakayım, bunun hiç mi iyi bir yanı yoktu? Kadın dedi ki; -Evet, onun iyi halleri üç taneydi:
1) Sabahları ayıldığı zaman yıkanır, abdest alır, elbisesini değiştirir ve sabah namazını da cemaatle birlikte kılardı. Sonrada içki masasına döner ve içmeye başlardı.
2) Evde mutlaka iki veya üç tane yetim çocuğu himaye ederdi. Öyle ki, onlara olan ilgisi kendi çocuklarına olan ilgisinden daha iyiydi.
3) Geceleyin sarhoş halinden kurtulup ayılınca: "YA Rabbi! Benimle Cehennem'in hangi boş yerini dolduracaksın?" der ve canı gönülden ağlardı.
Bunları dinleyen Zahide şüphe diye bir şey kalmadı ve sonra da kendi yerine döndü.
(1) Zahid: Ölmeyiz aklından çıkarmayan, dünyanın boş süslerinden vazgeçen, baki olanı, fani üzerine tercih eden kişi.
İnsana, kendini görüp beğenen, kendi gözünden daha tehlikeli kem göz olamaz
MEVLANA
DÖKTÜ RENGİNİ SESSİZCE
Eflatun esintiler içinde titredi incecik
Aynı içten kokuyla iki ayrı erguvan
Birisi bir küçük evin içe dönük bahçesinde
Süsledi sevgisini iki Pembe avucun
Öbürü bir mezar başında ÖKSÜZ
Döktü rengini sessizce...
Şükrü ERBAŞ
FIKRA
KAŞLARINI ALAYIM MI?
Gelinle kaynana anlaşamıyorlarmış. Oğlan, evin ihtiyaçları için köyden şehre inecekmiş. Karısına seslenmiş;
-Sor bakalım, annemin ihtiyaçları var mı?
Gelin de kulağı az duyan kaynanasına eğilip;
-Kaşlarını alayım mı? Diye sormuş.
Haliyle kaynana da;
-Yok istemem. Demiş...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




