“Üstadım bu şehir çok hoş. Her ne alırsan hep aynı, on para. Bu şehirde kalalım, sefa sürelim” der. Üstat “tez gidelim, ayrılalım bu şehirden” diye cevap verir. Ancak çömezin ısrarı üzerine kalırlar. Bir gün şehir meydanında darağacı kurulacağı duyurulur. Lokman ve çömezde kalabalık arasındadır.
Darağacına getirilen suçluya son dileği sorulur, o da; “benim hiç suçum yok, bir hırsızı kovalarken düştü, öldü. Suçlu duvarı yüksek yapan ustadır” diye savunur kendini. Bunun üzerine padişah duvarcı ustasının asılmasını emreder, duvarcı ustası da; eğer bu duvarı yaparken çömezim ha bire kerpiç vermeseydi, duvarı böyle yüksek yapmazdım, suçlu çömezimdir” der. Onun savunması da kabul edilir.
Duvarcının çömezi bulunur. O da;
“Ben ustama yardım ederken yoldan güzel bir kadın geçmekteydi. Elleri gözüme ilişti, ona ve bileziklerine bakarken ne kadar kerpiç verdiğimin farkında değilim. Suçlu bu kadındır” diye kendini savunur kendini. Böylece o da kurtulur. Kadın; benim kocam kuyumcudur, güzel bilezikler yapıp takmam için bana verir. Suçlu odur” der.
Kuyumcu kendini savunacak bir şey bulamaz, çaresiz;
“Suçluyum, cezam neyse hazırım” der. İdam sehpasına çıkarılır. Cellat yağlı ipi boynuna geçirir, altındaki sandalyeyi çeker, ama kuyumcu kurtulur. Cellat padişahtan özür dileyerek; “Bunun boynu kalın, kafası küçük ipe takılmıyor” diye mazeret belirtir. Padişah;
“Bundan kolay ne var, bunun kafası büyük, boynu ince birini, onu asın” diye talimat verir.
Cellat topluluğa bakar, gözüne kestirdiği birisini darağacına çıkarır. Adam can havliyle suçsuz olduğunu anlatmaya çalışır.
“Padişah boşuna uğraşma , bir yararı olmaz bu saatte. Bize ince bir boyun, onun taşıdığı büyük bir baş lazım, heps;i bu” der. Meğer celladın topluluk arasından rast gele yakalayıp darağacına çıkardığı kişi Lokman’ın çömeziymiş. Bilge Lokman, padişahtan aman dileyerek çömezini kurtarır. Sonrada;
“Burası ne güzel şehir, bütün mallar on para, bütün insanlar eşit. Kalalım bu şehirde, hoş ömür geçirelim” der. Çömez mahcup bir şekilde;
“Hayır üstadım, bir şehirde balla yoğurdun, ekmekle peynirin, zeytinin, helvanın fiyatı aynı ise o şehirde yaşamaktan korkmalı, hemen orayı terk etmeli” der.
Sevgili dostlar;
Her şeyin aynı olduğu bir yerde, iyiyle-kötü, yanlışa-doğru, akıllı ile cahil, ahlaklı ile ahlaksız aynı terazide tartılıyorsa, o yerdeki var gibi görünen eşitlik, her yere damgasını vuran adaletsizliğe dönüşür.
Azerbaycan masalı
Akıl hazır değilse, göz göremez.
Emilie SERGE
Fıkra
999
avcılar kahvesinde bir avcı, son çıktığı avı anlatıyormuş.
-Tam 999 keklik vurdum, deyince arkadaşları itiraz etmişler.
-Şuna yuvarlak hesap bin desene…
Bizim avcı;
-Yooo demiş, bilirsiniz ben palavrayı sevmem!
Şiir
Her gülüş bir yanaşımdır
Öbür bir kişiye
Birden iki kişiyi döndürür
Bir kişiye
Anılardan kale yapıp sığınsa bile
Yetmez yalnız başına bir ömür
Bir kişiye.
Özdemir ASAF
Beykozluların yeni yılını kutlar, huzur, mutluluk, başarı dolu günler yaşamalarını dilerim.