Sıra Sana da Gelebilir
SIRA SANA DA GELEBİLİR
Evin minik faresi, fare kapanı alındığını görünce yıkılır.
-Evde bir fare kapanı var... Diye bağırarak telaşla bahçeye fırlar. Tavuk umursamaz ve;
-Bu senin sorunun der. Fare, kuzunun yanına gider, ondanda;
-Dua etmekten başka yapacağım bir şey yok cevabını alır. Evin ineği de farenin derdiyle ilgilenmez. Fare başının çaresine bakıp, kapana yakalanmamak için delikten çıkmaz.
Gecenin bir yarısı, kapanın sesi duyulur. Çiftçinin hanımı hemen koşup gelir. Kapana zehirli bir yılan, kuyruğundan yakalanmıştır. Yılan acı içinde kıvranırken, evin hanımını ısırır. Çiftçi eşini hemen doktora götürür. Eve geldiklerinde hanımın ateşi yükselince, Çiftçi tavuk suyunun iyi geleceğini düşünerek, tavuğu keser.
Olayı duyan komşular kadını ziyarete gelir. Çiftçi gelenlere ikram etmek için kuzuyu keser. Fakat kadın günden güne ağırlaşır ve ölür. Cenazeden sonra gelenler çiftçinin evine doluşur. Bu defa sıra inektedir.
Sonuçta Fareye bir şey olmaz ama gelen tehlikeyi üstlerine almayan hayvanların hepsi birer birer ölür.
Sevgili Dostlar;
Tuzaklar kimin için kurulmuştur, kimler tuzağa düşecek bilinmez. Kimi tuzağı görüp umursamaz, kimisi ise daha sonra canlarımızı yakar.
Sevgili Dostlar;
Kapan, bu nedir, bu kimdir diye ayırmaz. Kapan "kapana kıstırır".
Kapanın içinde ne de olsa "biz yokuz" bencilliği sonumuzu hazırlar, bir gün bizi de kaptığında sesimizi duyup acımızı paylaşacak kimseyi bulamayız.
Bizler kapana kim yakalanacak korkusunu taşımadan kopan koyuculara karşı olabilirsek, o kapan onların üzerine kapanacaktır.
Farklı açan çiçeklerde olsak, aynı dala bağlıyız ve birbirimizden sorumluyuz.
Mustafa SEZGÜN
ŞİİR
Hep kimsesiz kalmış
Bir tane gül vardır demetlerde,
Hiç konuşmayan,
Hiç konuşmadığı için,
Aşık olunmayan kadınlar gibi.
Onlar öyle acılardan geçmiştir ki
Hatırlamak bile yorgun düşürür insanı.
Mustafa SEZGÜN
FIKRA
Prof Temel
Temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmaya başlamış.
Örnek olarak bir pire almış. Çok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye;
-Zıpla bakayım diye seslenmiş. Doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire yarım yamalak da olsa zıplamış. O sırada Temel hemen yakalayıp ayaklarının tamamını kesmiş ve masanın üzerine tekrar bırakıp seslenmeye başlamış;
-Zıpla bakayım, ula zıplasana, zıpla. Ayakları kesilen pirede hiçbir hareket yok. Temel hemen kalem kağıdı alarak raporunu yazmaya başlamış.
-Pire incelendi. Sonuç: "Pirenin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır".
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




