YÜREĞİM YANIYOR
YÜREĞİM YANIYOR
Ben bir anayım 9 ay karnında evlat taşımanın ne demek olduğunu bilen,
Ben bir anayım emek emek büyütülen sevgiyle yolu gözlenen evladın ne olduğunu bilen,
Ben bir anayım bu gün şehit olan 24 vatan evladı için gözyaşı döken analarının acısını yüreğinde hissedebilen.
Ben bir anayım ve yüreği artık daha fazla fidanın koparılmasına ocaklara ateş düşmesine isyan eden terör belasını lanetleyen.
Bu gün bu satırlarda güzel bayram mesajlarıyla sizlerle buluşmayı dilerdim. Âmâ bir gün öncesi şehit düşen 5 polis memurunun kanı kurumadan, cenazelerinde feryatların figanların sesi kulağımızdan silinmeden, Hakkari'deki şehit haberleri tüm ülkeyi yasa boğdu, bayram sevincini yaşamadan kederle kaplandı içimiz.
24 fidanı kopardılar analarından, sevdiklerinden ayırdılar. O evlatlar için beslenen ümitleri söndürdüler bir kez daha hainliklerini, kalleşliklerini gözler önüne serdiler.
Ama herkes bilmeli ki; bebek katilinin elindeki kan, yüreğindeki vahşet öyle kolay kolay temizlenmez. İşte bu sebepten dolayı bu hainlerin davulla zurnayla yurda girişlerine seyirci olanlar, aynı tarihin yıl dönümünde de evlatlarımızın katliamına seyirci kalmışlardır. Yanlış politikalar, oy uğruna verilen vaatler, kişisel çıkarlar uğruna ülke menfaatlerini hiçe saymak terör belasının bu ülkede alıp yürümesine sebep oldu.
Bende bir fidanın anasıyım 20 senedir gözümden sakınıp bin bir emekle bir evlat yetiştiriyorum. Giymiyorum giydiriyorum yemiyorum yediriyorum. Fedakârlık edip onu en iyi yerlerde okutuyorum. Neden, bu vatana hayırlı bir evlat olsun diye, tıpkı bu gün ocaklarına ateş düşen ailelerin evlatları gibi. Bende oğlumu gururla askere göndereceğim; Allaha şükür başbakanımızın oğlu gibi askerliğine engel teşkil edecek her hangi bir sağlık problemi de yok. Aslan gibi bir Türk genci o. Vatanını, atasını seven sayan kanının son damlasına kadar bu topraklar için mücadele verecek bir şehit torunu.
Biliyorum ateş düştüğü yeri yakar. Bizde bir atasözü vardır 'Allah düşmanıma evlat acısı vermesin' derler. Çünkü bilirler ki; hayattaki en büyük, dayanılması en zor acı evlat acısıdır.
Eğer bu evlatlar bu ülkenin evlatlarıysa ve de devlet baba bunların babasıysa bu acıya nasıl dayanıyor anlamak mümkün değil. Yoksa bu günkü anlayışı anlatmak gene bir atasözüyle mi mümkün olacak 'bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' diye.
Sizlerle en son bir hikâyeyi paylaşmak isterim;
Askere giderken anası tarafından eline kına yakılan Mehmet arkadaşları arasında sürekli kınasıyla ilgili alay konusu olunca anacığına bir mektup yazar;
Anacığım yerimden memnunum ama tek şikâyetim arkadaşlarım tarafından alay edilen kınalarım. Niye yaktırdın ki bana kınaları.
Anasından cevap gelir ve derki anacağı. A oğul gözümün bebeği, aslanım, yiğidim hayatta üç şey için kına yakılır; Birincisi koç'a, Allaha kurban olsun diye. İkincisi geline, kocasına kurban olsun diye. Üçüncüsü askere, vatana kurban olsun diye. Bende kınanı yaktım ve seni askere uğurladım bu vatana kurban ol diye. Şimdi anladın mı elindeki kına nedendir!
Bu vatan için şehit olan evlatların analarının mübarek ellerinden saygıyla öpüyorum.
Terörün bittiği, bu ülke topraklarında kardeşçe bayramların kutlandığı yarınları hep beraber yaşamak dileğiyle.
Mübarek kurban bayramınız kutlu olsun
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Herhalde Sayın Arzu Öner'in bu insanca yazısı o zaman daha fazla değer kazanır.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için