Anadolu Kavağı
Anadolukavağı
İsmini yöresindeki devasa boyutlu ağaçlardan aldığı söylenilen Anadolukavağı, kendine özgü doğasını korumayı başarabilmiş, tarihsel zenginliklerle kuşanmış bir Beykoz yakutudur.
İstanbul Boğazı’nın kuzey tarafında bulunan Anadolukavağı Rumelikavağının karşısına düşmektedir.
Suyu ve inciri ile meşhur olan Anadolukavağı, “şifalı” olarak nitelenen birçok güzel su kaynağına ev sahipliği yapar. Anadolukavağı denince camileri ve çeşmeleri yanında meşhur Yoros Kalesi ve Yuşa tepesine değinmek gerekir.
Kale yapısı, klasik dönem kent koruma kültürünün en önemli unsurlarından birisidir. Stratejik noktalara inşa edilen muhkem kaleler, kentin denizden ve karadan gelebilecek saldırılara karşı korunmasını sağlar. Özellikle Boğaz’ın Karadeniz ile birleştiği nokta, İstanbul için stratejik önemi haiz bir nokta olmuştur. Yoros Kalesi’nin önemini de bu doğrultuda değerlendirmek gerekmektedir.
Anadolukavağı Kalesi ya da Ceneviz Kalesi olarak da bilinen Yoros Kalesi, Karadeniz’e paralel bir biçimde, İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışında, bir tepenin zirvesinde ve hem denizden hem de karadan gelebilecek saldırılara karşı muhkem bir koruma noktası oluşturmak amacı uyarınca inşa edilen bir kaledir. Yoros Kalesi’nin ilk olarak kimler tarafından inşa edildiği ve dolayısıyla adının nereden geldiğine ilişkin olarak sanat tarihçileri arasında henüz bir mutabakata varılabilmiş değildir. Bu konuda çeşitli rivayetler mevcuttur. Bir rivayete göre, Yoros Kalesi adını, “kutsal mekan” anlamına gelen “Hieron”dan almıştır. Bir diğer rivayet, antik çağ tanrılarından Zeus’un “iyi rüzgarlar” manasına gelen “ouirus” sıfatından hareketle kalenin isminin Yoros olduğunu ifade eder. Bir başka anlatım, “ayas”, “uros” terimlerinin “yoros”a dönüştüğü şeklindedir. Bir başka rivayete göre de, Yoros Kalesi ismini “dağ” manasına gelen “oros”tan devşirmiştir. Bu sonuncu görüş daha yaygın bir kabül görmektedir. Her ne kadar kalenin bir Ceneviz yapısı olduğu kanaati yaygınsa da bu kanaat doğru bir bilgiye dayanmamaktadır. Yoros Kalesi’ndeki kulelerde bulunan Grekçe yazılmış bir kitabe, burasının bir Bizans yapısı olabileceği kanaatini güçlendirmektedir. Bu kale, Şile Kalesi ile birlikte 1305 yılında bir süreliğine Türklerin eline geçmiştir. 1348 yılı ile birlikte ise Türklerin buradaki kısa süreli hakimiyeti son bulur ve Cenevizliler kalenin hakimiyetini ellerine geçirerek Karadeniz ticaret yolundaki üstünlüklerini pekiştirirler. Bizans'ın artık iyice çöktüğü yıllarda, Cenovalılar bu kaledeki üstünlükleri sayesinde boğaz girişini kontrol edebilmişlerdir.
Asya’dan gelen ve Karadeniz üzerinden Akdeniz’e ve Batı Avrupa kıyılarına ulaşan ticaret yolunu, on üçüncü yüzyıldan on beşinci yüzyılın ortalarına dek ellerinde tutmaya çalışan Cenevizlilerin bazı yerlerde gemilerini saklabilecekleri sığınaklar kurdukları bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi Kırım’da, biri Kefe’de ve bir diğeri de Amasra’dadır. Bu koloniler içerisinde en mühim olanı ise Haliç girişinde Galata semtindedir. Cenevizlilerin Yoros Kale’sindeki hakimiyetleri 1391 yılında son bulur.
Asya’dan gelen ve Karadeniz üzerinden Akdeniz’e ve Batı Avrupa kıyılarına ulaşan ticaret yolunu, on üçüncü yüzyıldan on beşinci yüzyılın ortalarına dek ellerinde tutmaya çalışan Cenevizlilerin bazı yerlerde gemilerini saklabilecekleri sığınaklar kurdukları bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi Kırım’da, biri Kefe’de ve bir diğeri de Amasra’dadır. Bu koloniler içerisinde en mühim olanı ise Haliç girişinde Galata semtindedir. Cenevizlilerin Yoros Kale’sindeki hakimiyetleri 1391 yılında son bulur.



