reklam
Ana Sayfa Yazarlar 23.08.2020 4582 Görüntüleme

ÜFÜRÜKTEN TEYYARE

reklam

Tarih öğretmeni imiş. Şuradan buradan konuşurken tren yolculuğunda yanıma rast gelen kadın yolcu ile tarihe uzanmamak olmazdı. Güzel bir tesadüf.

Aradan geçen 8-9 yıla rağmen yüzünü de sözlerini de anımsayabiliyorum. Herhalde beni çok şaşırttığı için sureti zihnimin fotoğraf banyosunda yıkanmış. Ama söze döktüğü düşünceleri banyoda negatif kalmış.

Karanlık oda hatası!

Genç muallime, saatte 300 km hızla estirilen Cumhuriyet karşıtı tozlu rüzgarların etkisi ile gözünü açamamış. Dilerim daha sonra açmıştır…

Mesleği itibarı ile bu temennide bulunmakta haklıyım.

Efendim, “Kazım Karabekir Paşa Atatürk’ten daha üstünmüş, âmâ Atatürk onun yükselişini önlemiş. Tarihte bize birçok şey yanlış öğretilmiş. Açıklanmayan saklanan gizli belgeler varmış.”

Mış mış mış…

– “Belgeler gizli ise siz nasıl biliyorsunuz?

– ” Fakültede Hocamız anlattı. ”

– ” Bu çok çok gizli belgelere Hocanız nasıl ulaştı ve neden kamuoyu ile paylaşmadı acaba?”

– “???”

Dilinde üfürükten teyyare bilgi naklinden başka kapı gibi belgen varsa konuşursun. Yoksa böyle İşkembe-i Kübradan sallarsın.

O zamanın malum yayın organlarında da bu türden magazinlere sık sık rastlanırdı. Şimdilerde daha çok sosyal medyada soslayıp gönderme yapıyorlar.

Liselerde bazı öğretmenlerin öğrencilere Lozan’ın 2023 yılında yürürlükten kalkacağını anlattıklarını, bunun doğru olmayıp önlem alınması ile ilgili bir notun dönemin Mili Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın Kalemine iletildiği….

Bu ifadeler, 2015’in son ayında Anadolu’daki yerel bir gazetemizin köşe yazarına ait. Lozan ile ilgili analiz yazısında yer alan bu anekdot, eğitim camiamızın genç üyesi ile anımsadığım konuşmamızla pişti olmuş görünüyor.

Lozan ile ilgili dedikodulara Lozan Antlaşma’sının Türk heyeti lideri İsmet İnönü gibi “hadi oradan” diyerek neden bu kadar, ayrıntıların ötesinde büyük eleştirel ve yıkıcı yaklaşımlarda bulunulduğunu merak ediyorum. Lozan’ın 100 yıllığına geçerli olduğuna dair ısrar etmek, ortadan kalkmasını düşünmekle eş değer duruma taşır.

Yani Sevr’e.

Uluslararası sözleşmelerin tartışmaya açılmasına dönük kamuoyu yaratma  çabalarına dayanarak oluşturmayı düşündüklerini düşündüğüm bu propagandalar  ‘eti terbiye etmek’ gibi gözüküyor.

Yumuşat yumuşatabildiğin kadar!

Diyanet’in nisan ayındaki açıklanmasından sonra başlayan tartışmalar ve kutuplaşmanın, neredeyse üç aydır tartışılan İstanbul Sözleşmesi’ne uzanacağını görüp te haklı çıkınca, ister istemez içindeki şüphe duygusu şaha kalkıveriyor.

İstanbul’dan sonra Lozan’a mı geliyor sıra?

Orhan Veli’nin şiiri gibi ” Gemlik’e doğru denizi göreceksin

Sakın şaşırma”

Bu tartışmalar kesmemiş olacak ki, ünlü bir ekran yüzü, tartışma programında “canım Atatürkçülük tartışılabilir, bazı yönleri eleştirilebilir.”

Vay canına sayın seyirciler! Liberalizm eti fazla terbiye etmiş…

Bu kadar hengâmenin içinde bir tartışılmadık Atatürkçülük kalmıştı! Yazık yazık. Nesini tartışacaksınız Atatürkçülüğün?

Cumhuriyetçiliği mi?

Milliyetçiliği mi?

Halkçılığı mı?

Devletçiliği mi?

Laikliği mi?

Devrimciliği mi?

Milli Egemenlik, tam bağımsızlık, milli birlik mi?

Bilimsellik, akılcılık, çağdaşlaşma mı?

Bütün bunların toplamı olan Atatürkçülüğü değil tartışmak, kendi çapsızlıklarında, hainliklerinde, bağnazlıklarında, cehaletlerinde yok sayan, bunu kâh hakaret ederek, kâh resmini meclis odasından indirerek, kâh 80 yıllık reklam arası verdik diyerek, kâh keşke gâvur galip gelseydi diyerek ilan eden daha doğrusu üfürenleri çok gördük. Ama tarih yazılmış artık. Çivi gibi mıhlanmış. Güneşi balçıkla sıvayamazsın.

Üç gün önce gittiğim iç Anadolu’nun kuytu köyünün ortasındaki eski köy evinin önünde, köyün kadınları ile birlikte otururken yaslandığımız duvarda kimin resmi vardı diyeyim size.

‘ATATÜRK’ün’.

Sen istediğin kadar üfür…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

SEÇ

SEÇ