Ana Sayfa Yazarlar 20.11.2020 1161 Görüntüleme

ÖĞRETMENDEN MEKTUP

                                                                                                                                                                                                                                                        24 Kasım 2020

                                                    Biricik Evladım;

Aklıma düştün.

Mektubuma başlarken çocuk gözlerin önümde… Nasıl da şaşırmıştın sana ilk “Evladım” deyişime. Hatırlar mısın? Kaldırmıştın kaşlarını:

     –   “Benim anam da var, babam da. Ben nasıl sizin çocuğunuz olabilirim ki?” Demiştin hayretle.

Dizimi kırıp boyumu boyuna getirip gülümsemiştim yüzüne:

     –   Sen ananın, babanın olduğu kadar bu vatanın evladı değil misin küçüğüm? Diye sorunca, sen:

     –   “Evet.” Demiştin hemen.

     –   Vatan evladı, benim evladımdır. Benim adım öğretmen.

Sen benim, anandan – babandan evvel kurduğum düşümdün. Halimi soracak olursan, biraz yaşlandım lakin iyiyim, çok şükür! Sen nasılsın? Şimdi epey büyüdün.

Dedim ya birden aklıma düştün.

İnsan yaşlanınca anılarıyla yaşarmış. Kapısını çalan azalırmış. Varsın öyle olsun. Biliyorum ki ben seninle dört bir köşesindeyim yurdun. Bazen bilmek yetmiyor işte. İnsan içleniyor, elden ayaktan düşünce… Yo, yo! Yanlış anlama, halim vaktim yerinde… Sadece…

Kütüphanenin tozunu alayım diye kalktım yerimden, bir an belimi incittim uzanırken rafa, fotoğraf albümü kaydı elimden. Açılan sayfada gördüm güzel yüzünü. Hatırladım hemen o melodik sözünü;

     –   Öğretmenim, canım benim, canım benim.

         Seni ben pek çok, pek çok severim.

         Sen bir ana, sen bir baba

         Her şey oldun artık bana.

        Sonra da sıkı sıkı sarılmıştın boynuma.

O da ne? Albümün içindeki? Gözlerim de iyi görmüyor epeydir. Ne olduğunu anlamak için eğilip aldım yere düşen albümü. Yoruldum, zar zor en sevdiğim koltuğa oturdum, onun da bir tarafı çökmüş benim gibi… Sallanırken gıcırdıyor bir de inceden. Kıyıp ta atamadım, yadigâr rahmetliden.  Anlayacağın tek başıma kaldım, eşimin vefatından sonra. Bütün vatanın çocukları benimdi ama kendi bebemi alamamıştım kucağıma.  Tıpkı şarkıdaki gibi sizlere oldum ana – baba. Ah! Neyse… Ne diyordum. Albüm, hah! Gözlüğümü taktım gözüme, daha iyi göreyim diye. Açtım albümü… Bu da ne? Bir çiçek, kurumuş, sararmış bir çiçek. Andım o günleri, iç çekerek.

Her sabah büyük bir heyecanla kalkardım. Tıpkı sana öğrettiğim gibi elimi yüzümü yıkar, kahvaltımı edip dişlerimi fırçalardım. En temiz kıyafetimi giyerdim senin için. Bir tane gömleğim vardı, akşamdan sabaha ya kurumadıysa diye aklım çıkardı. Hafif bir ütüyle giderdi kalan son nem. Aynaya bakarken saçımı tarar, şöyle derdim hem:

     –   Haydi, bakalım öğretmen. Bugün çocuklara öğret, daha önceden öğrettiklerini demlet, gül, eğlen, eylet. Onlar heyecanlıdır, sabırsızdır. Yaramazdır da… Bir o kadar da kırılgandır. Aman ha, dikkat, sabır ve tebessüm et!

Okula yürüyerek gelirdim karında, kışında, baharında… Şimdiki gibi araba almak mümkün değildi benim zamanında. Mümkün olsaydı da ihtiyacı olan bir başka çocuğun eğitimi için harcardım o parayı. Kazanmak mühimdi benim için, irfan ile bilim ile donatacağım bir canı. Yürürdüm ben memleketimin istikbaline, seninle el ele… Hatta uçardık, uçağımız olmasa da bilgiyle göklere…

Şimdilerdeyse…

Neyse…

Ben sana sadece tarihi, kültürü, ilimi öğretmedim.

Hoşgörülü ve iyimser olmayı,

Olgun bir kişiliğe sahip olmak için çaba göstermeyi,

Gerektiğinde özür dilemesini bilmeyi,

Eleştiriyi yerinde ve zamanında yapmayı,

Verdiğin sözü tutmayı,

Giyime önem vermeyi, giysinin mevki yer ve zamana uygun olmasına özen göstermeyi

Yeni tanışılan kişilere karşı mesafeli davranmayı, “Siz” diye hitap etmeyi,

Ziyaretin kısa ve zamanlı olmasına itina etmeyi,

Özel konuşma yapanların yanına gitmemeyi,

Başkalarını rahatsız edici davranışlardan sakınmayı,

Uygun olmayan el ve sözlü şakalardan kaçınmayı,

 Argo sözcükler kullanmamayı,

İncelenip kesin bilgi edinilmemiş konularda kesin söz söylemekten geri durmayı…

Ve daha pek çok görgüyü, onun icap ettiği yazılı olmayan kuralları öğrettim.

Memleket sevgisini, kardeş sevgisini, hayvan sevgisini, doğa sevgisini de ben öğrettim sana. Dilim döndüğünce, kimi zaman sadece kendi davranış biçimimle…

Sen hep izlerdin beni, dinlemez görünür, dinlerdin. Örnek olmak için sana, hep dikkat ederdim.

Ne güzel çizerdin resmi, ne içten okurdun her şiiri… Müziğin ritmiyle dans ederdin. Bir gün doktor olmak isterdin. Bir gün avukat… Bir gün polis… Diğer gün sanatkâr… Ayağı kırılmış bir yavru kediyi görünce:

     –   “Hayvanların doktoru olur mu öğretmenim?” Demiştin. “Ben ondan olacağım.”

Sana ne dediğimi hatırlıyor musun evlat?

     –   Ne olursan ol, ne iş yaparsan yap, sevgini kat. Vicdanınla çarp. İnsanlık için insanca yap.

Ne yaptın evladım? Aklıma düştün de…

Mektubuma son verirken, yıllar önce verdiğin çiçek elimde canlandı. Önce yeşillendi sapı, yaprağı… Ortası sarardı, çevresi bembeyazdı. Ah! Mazim. Bu bir papatya! Kokusu yayıldı odama.

     –   Geliyor, Gelmiyor, Geliyor, Gelmiyor, Geliyor… Gel…

Kapım açık yavrum, öğretmenin seni dört gözle bekliyor.

Hasretle…

Sonsuz Sevgiyle…        

                                                                                                                                                                                                                                                                      İmza

                                                                                                                                                                                                                                                           ÖĞRETMEN

Tüm Öğretmenlerimize Saygı ve Minnetle, 24 Kasım Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun! Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk Başta Olmak Üzere Tüm Kaybettiklerimizin Ruhu Şad, Mekânı Cennet Olsun!

Yorumlar

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

  • Semahat Daruga :

    23 Kasım 2020-11:12

    Çok güzel, çok duygusal bir yazı olmuş. Tebrikler

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb