reklam
Ana Sayfa Yazarlar 19.04.2021 1049 Görüntüleme

EŞEĞİN HÂLİNDEN HALLİCE

Mevlanâ’nın Mesnevi’sinden bir hikâyedir:

Dervişin biri bir gün uzun bir yola çıkmış. Konaklamak üzere yolu üzerindeki bir hana varınca, hanın çalışanına seslenerek, ahırdaki eşeğine saman ve arpa vermesini istemiş. Arpayı ıslatarak vermesini çünkü yaşlı olan eşeğinin sert yiyecekleri yiyemediğini belirtmiş.

Çalışan, dervişe hayret ile bakarak:

 -Bu benim işim. Veririm tabii! demiş.

Derviş, az zaman sonra aynı çalışanı tekrar uyarmış ve ondan eşeğinin yol boyunca oluşmuş yaralarını temizlemesini, semerini çıkarmasını, hayvanı rahat ettirmesini rica etmiş.

Çalışan, söyleniyormuş içten içe:

-İşimi bana öğretiyor. Bunca zamandır bu işi yapıyorum ben…

Ve gece olunca, derviş odasına uykuya çekilmiş.

O sırada arkadaşlarına dervişi anlatıp da dalga geçen han çalışanı, “önce arpa ve saman getireyim” diyerek, eşeğin yanına doğru yola koyulmuş ancak o an aklına başka bir şey düşünce, eşeği unutuvermiş.

Derviş o gece çok kötü rüyalar görmüş. Tabii, bu rüyaların hepsi eşeği ile ilgiliymiş. Zavallı hayvan işkence çekiyormuş rüyasında, eziyet içindeymiş.

Neyse, aç susuz kalmış eşek için de, kâbus dolu bir gece geçiren derviş için de nihayet sabah oluvermiş.

Müşterilerinin yola çıkma vakti gelince, bir gece önceki ihmalini hatırlayan han çalışanı hemen eşeğin yanına koşmuş, semeri, kemeri birbirine karışmış hayvanın üstünü başını şöyle bir düzeltmiş ve bitkin hayvanı ucu sivri bir ağaç ile dürtüvermiş. Hayvancağız maruz kaldığı o acıyla açlığını, yorgunluğunu unutuvermiş; sıçrayıp ayağa kalkmış.

Tabii durumu anlamayan derviş de yola koyulmuş.

Gelgelelim, eşek yolda yalpalayıp duruyormuş. Ziyadesiyle acı çektiği belliymiş. Yoldan gelip geçenler üzülüyormuş zavallı hayvanın hâline. Kimisi nalına bir şey sıkışmış diye ayağını kontrol ediyor, kimisi gözüne bir şey kaçmış mı diye gözlerine bakıyormuş. Sorunu anlamak için zavallıcıkta dokunulmadık organ bırakmamışlar ama nâfile…

Derken, yolda bir arkadaşıyla karşılaşmış derviş. Arkadaşı sormuş kendisine: “Bu eşeğin hâli ne arkadaşım?

Derviş: “Sorma!” diye cevaplamış arkadaşını:

“Geceleyin eşeğin yemi ‘yâ sabır’ olursa, gündüz de böyle secdeye kapanır.” 

İşte böyle…

Kıssadan hisse…

İşi iyi biliyorlar ya güyâ: tökezliyoruz.

Emanet, hıyanet ellerinde.

“Yâ sabır” demek düşüyor bize.

Kötü bir rüyanın konusu olabiliriz ama her kâbus elbet biter. Hanlar da hancılar da geçici… ve o hancıların yanlarında çalışanlar da…

Bir derviş vardı: rüyâsını görmüştü. Kâbusu bilmişti, önlemler almak istemişti. O, elinden geleni yaptı…

Ama emanete hıyanet, bazılarının kanında vardı.

Üç günlük bir dünya bu işte… Bir yanda emanet, diğer yanda hıyanet, ama eninde sonunda ilâhi adalet…

Bize düşen: Yâ sabır…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

GÜNAYDIN

GÜNAYDIN

Tema Tasarım | AnatoliaWeb