reklam
Ana Sayfa Yazarlar 21.10.2021 707 Görüntüleme

ULUS OLMAK

Ulusların tarihlerinde, kuruluşlarını belirleyen tarihler olduğu gibi, o ilk mücadele de büyük başarılar sağlayan liderin ve liyakatli kadrosunun payları büyüktür. O ülkenin özgün tarihinde; bu kişilerin katkılarını ve yaşam koşullarını da okuyarak öğreniriz. Arkadan gelen kuşaklara da çok işler düşer ki; görevleri o kutsal emanete sahip çıkmak ve korumak olur.                                   

Kurucu liderimiz ve liyakatli kadrosu Cumhuriyeti sağlam temeller üzerine kurduktan sonra da; okullarda ilk iş olarak “ANDIMIZ”, Atatürk’ün vasiyeti niteliğindeki “GENÇLİĞE HİTABESİ” ve “İSTİKLAL MARŞI”mızı çerçeve içinde her sınıfın görünen duvarına asmayı ulusal görev bilmiştir. Okullarda yapılan bu tasarımlar ve milli bayramlarda etkinliklere önem verilmesi, eğitimin de kaliteli ve ulusalcı olduğunu gösterir bizlere…

                                                           ***                                                                                       

Bu yazıma “ULUS OLMAK” başlığını vermemin sebebi, eski Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın 04 Ekim 2021 tarihlerinde gazetelerde yer alan; anayasamızın ilk dört maddesinin, Cumhuriyeti, laikliği koruma niteliğinde olan maddelerin “DOKUNULMAZLIĞINA” karşı oluşu ile ilgili beyanıdır. Şöyle diyor; “Değişmez maddeler anayasaya konmamalıdır. Milletin isteği halinde değişebilir” …. “parlamenter sistem demokrasiyle bağdaşmaz….” Yeni anayasa da “dinin” olmasını isteyen Kahraman “1924, 1961, 1982 anayasalarının dindar bir anayasa” olduğunu savunuyor.

                                                           ***                                                                                       

Sayın İsmail Kahraman’a Türkiye’nin her kesiminde eleştiriler geldi. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ “Anayasa’nın ilk dört maddesi ile uğraşmak, Türkiye’ye yapılacak büyük kötülüktür. Sayın Kahraman içindekini dışına vurmuştur. Geçmişte de laiklik olmamalı demişti…” benzeri onlarca, yüzlerce tepki basında da yer aldı.

                                                           ***                                                                                       

Geçmişte, öğrencilik yıllarında; Milli Türk Talebe Birliği, “Milli Görüşçüleri” temsil eden İsmail Kahraman, Laiklik ve Atatürk Devrimleri ile barışık değildi ki; Devrimci Gençlik (Deniz Gezmiş ve arkadaşları) 6.Filo’ya karşı eylem yaptıkları zaman, içlerinde kendisi ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de bulunduğu Milli Talebe Birliği; 6.Filoyu kıble yapıp, rıhtımda namaz kıldılar, bununla da yetinmeyip Filo komutanına çıkıp; “Eylemi yapanlar, Devrimci Komünist gençliktir” diye komutana tekmil verdiler.

                                                           ***                                                                                       

Nisan 1946 Washington Büyük Elçisi Münir Ertegün’ün cenazesini getiren Missouri savaş gemisiyle başlayan Amerika siyaseti, Kore Savaşı, NATO’ya giriş ve Marshall yardımları sayesinde Amerika ile içli dışlı olmamıza sebep oldu ve bir daha da iflah olmadık.                                                        

1950 yılında Demokrat Partinin iktidara gelmesiyle, başta Amerika olmak üzere dış emperyal güçlerle işbirlikçi tarikat, cemaat ve sağ görüşlü siyasi partiler Cumhuriyet ve devrimleriyle hiç de barışık olmadılar.

50-60 İslam ülkelerinin içinde; çağdaş, laik, demokrasi ve insan haklarının yasalarla garanti altına alındığı; çarşaftan, peçeden çıkarak modern hayata, bir çok Avrupa ülkesinden önce kadınlarında katılması, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya standartlarının üzerinde olduğunu gösterdi.                   

                                                           ***                                                        

Anayasalarında; laiklik, 3 kuvvetler ayrılığı; YASAMA-YÜRÜTME-YARGI bağımsızlığı olmayan, bunların yerine, kısasa kısas şeriat kanunları, kadın hak ve özgürlüklerinden bahsedilmeyen; kabile, şeyhlik niteliğindeki devletlerin halklarının nasıl yaşadıklarını da bu coğrafyanın değişmeyen görseli olarak izliyoruz.

                                                           ***

                “KEŞKE BİZİM DE BİR ATATÜRK’ÜMÜZ OLSAYDI”.

Bir Afgan vatandaşı Valvala Jalal, İzmir’deki bir sempozyumda yaptığı konuşmada; “Türk kadınları Atatürk sayesinde özgür, biz ise Afganistan’da hiçbir şey değiliz.” …. “Korkudan titreyerek eğitim aldım. Taliban yakalasa sonum ölümdü. 9 yaşında Atatürk’ü öğrendim. Keşke bizim de Atatürk’ümüz olsaydı, bizi kurtarsaydı. Maalesef onun gibi bir lidere sahip olamadık.” … “ülkemde kadınlar muskanın insanları kandırma aracı olduğunu söylediği için bile öldürülüyor”…. “Biz hiçbir şey değiliz.”

                                                           ***

Görülüyor ki: laikliğin olmadığı yerde zulüm var, gözyaşı var, ölüm var. Ülkem için yasalarımızdan, sistemden onur duysam da, laik sistemin olmadığı ülkelerin kadınları ve çocukları için yüreğim yanıyor.

Laiklik olmazsa yaşam olmaz, din de tehlikede olur…                                              

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

BAŞLIKSIZ BAŞLIK

BAŞLIKSIZ BAŞLIK

Tema Tasarım | AnatoliaWeb