Ana Sayfa Yazarlar 23.05.2022 660 Görüntüleme

HASRETLE…

reklam

Bir geç kalmışlık hissiyatıyla binadan içeri girdim.

Herkes oradaydı bugün. Hem tanıdıktı yüzler hem de değildi, takındıkları halleriyle. Bambaşka bir hava vardı içeride. İnsanlar sohbetlerini hatta gülüşlerini bile sessizce, belli bir ölçüde yapmaktaydı. Tiyatroda başka, bambaşka bir hava vardı.

Tüm aktrisler pek bir özenli giyinmişlerdi. Tüm aktörler de aynı özeni göstermişti elbiselerine. Aktrisler birer hanımefendi, aktörler de tam bir beyefendi gibiydiler. Sadece üstleri başları değildi onları öyle kılan, hareketleri öyle nazik, öyle kibar, öyle inceydi ki; ‘’Bugün önemli bir şey mi vardı unuttuğum ‘’ diye düşündüm. Ne bir küfür uçuşuyordu havada ne de basit sohbetler ilişiyordu kulağıma.

Birbirlerine sevgiyle bakan insanlar görüyordum.

Ayşe ile Fatma yan yana oturmuş birbirlerine övgüler yağdırıyordu. Bir an kala kaldım yanlarında. Öyle sıcak, öyle samimi ve içtendiler ki. Daha dün kanlı bıçaklı değiller miydi? Bir rol için birbirlerini kötüleyip durmuyorlar mıydı başkalarına?

Onları ne değiştirmişti ki?

Ayşe, Fatma’nın yanından kalkıp Esma’nın yanına gitti. Onu takip ettim. ‘Heh!’’  dedim ‘’Dedikodu başlıyor.‘’ Esma ile öpüşüp ‘’Fatma ne kadar yetenekli değil mi? Onunla meslektaş olduğumuz için ne kadar övünsek az ’’ deyivermez mi? Şaşkınlıkla yanlarından ayrıldım.

Sanki kimse beni görmüyordu.

Biraz ilerledim.

Hararetli sanat sohbetlerinde pür dikkat birbirlerini dinleyen kümeler oluşmuştu salonda. Kimileri Türk tiyatrosunu yeniden şekillendirmekten, ama bunu yaparken geleneksel Türk tiyatrosuna olan borcumuzu unutmamak gerekliliğini vurgulayıp, mirasımızın takipçileri olarak yenilikçi olmamızdan söz ediyorlardı. Kimileri ‘’daha evrensel bir dil bulmamız şarttır. Ülkemizin değerli oyuncuları dünya starlarıyla eşdeğerdedir, bunu bütün dünyaya gösterecek bir proje hazırlamalı, itina ile çalışmalıyız. Kendi kültürümüzle bezeli evrensel bir tiyatro dili ‘’ diye konuşuyorlardı hararetle. Kimi tecrübeli oyuncuların etrafını sarmıştı genç oyuncular. Usta oyunculardan biri nasihatlerde bulunuyordu, genç aktör ve aktrisler de onu can kulağıyla dinliyor, hatta içlerinden bir iki tanesi ellerinde kâğıt kalem not alıyordu.

Ne muhteşem bir manzara, durdum ve coşkuyla‘’ Herkese merhaba! ‘’ dedim. Bütün kafalar aynı anda bana dönüp, aynı yönü işaret ederek ‘Şiiiişşşt’ dedi. Bir baktım işaret ettikleri yerde bir askılık, askılığın üstünde de şapka ve trençkot asılıydı. Yanındaki odanın kapısı açıldı birden bire.‘’ Ne oluyor? ‘’ demeye kalmadan bir baktım dışarı çıkan Muhsin Bey! Göz göze geldik. Bana baktı ve gülümsedi. Dedi ki:

 ‘’ Benden sonra tufan olmamış’’

Bu bir rüya mıydı?

Gerçek olabilir miydi yoksa?

Bir rüya, bir düş, bir hayaldi belki de…

Gerçek olsaydı keşke!

Sevgiyle, saygıyla, hasretle…

Çağın tüm çirkinlikleri, bencilliği, soğukluğu, sevimsizliği, isteksizliği, özensizliği, sevgisizliği, saygısızlığı, yapaylığı besleyişi ile üstümüze yapışan koyu yalnızlığı ve değersizlik hissi bizi kabalaştırdı. Dilerim sanat nezaketimizi arttırsın. Bunun için belki kendi ruhumuza kendimiz dokunmalıyız ve önce kendi kalitemizi yükseltmeliyiz. Yapabiliriz değil mi? Evet, evet, yapabiliriz. Savaşları durdurabiliriz, barışı, sevgiyi yayabiliriz ve kibar olabiliriz.   

Aktris Sevtap ÇAPAN Kitabından alıntı içermektedir.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.