Ana Sayfa Yazarlar 28.06.2022 705 Görüntüleme

TÜRKİYE’DE TARIM POLİTİKASI

reklam

Türkiye ekonomisi, tarihinin en büyük krizini yaşarken; ekonomi uzmanları ve siyasi kişiler nedeni, kaynağı ve bu kriz nasıl atlatılır diye kendi görüşlerini, yazılı basın ve televizyon aracılığıyla beyan ediyorlar. Ne var ki, ekonomistlerle siyasilerin görüşleri uyum içinde değil.

En ilginç beyan da yazılı basından Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’den gelir. “Türkiye Gayri Safi Milli Hasılası 8500 dolar olan fakir bir ülke “tarım tarım” diye bağırıyoruz da bize getirdiği para 50 milyar dolar” Sayın müsteşarın fakir dediği Türkiye; 200 kadar dünya devletlerinin içinde yakın zamana kadar 17.sırada yerini alan bir ülkeydi. Bir kaynakta okumuştum. “Türkiye yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları bakımından, 500 milyon insanı geçindirecek güce sahiptir.” diye. Bunu yapacak; bilgi, birikim, eğitimli kalifiye elemana, liyakat sahibi insana ve “önce ülkem, sonra partim” diyecek siyasilere ihtiyaç olsa gerek.

Doğrudur; Sanayi ve İleri Teknoloji tarımın önündedir. Ama Fransa, Kanada, Amerika, Hollanda, İtalya hatta Rusya ve Çin… bu ülkeler hem tarımı, hem sanayiyi at başı yapıyorlar.

Belki de esas söylemek istediğini söylemese de, Toyota’nın, Ford’un, Mercedes’in, Bosch’un Samsung’un Bursa, İzmit, Adapazarı, Çerezköy’de monte edilmesi. Bu Türk sanayisi değil montaj sanayisidir. Türk Sanayi, MKE, Altay Tank ve Aselsan bize ait sanayi grubuna girer…

***

Cumhuriyet kurulurken; Türk Ekonomisini düze çıkaracak tüm tedbirlerde alınmış, büyük heyecanla ülke kalkınması adına tarımda, sanayide Atatürk ve o günün idealist vatanseverlerinin gayreti ile Türk ulusunun makus tarihini değiştirirler.

***

Tarihimizde; Rize Çayının, şeker pancarının ve de uçak fabrikalarının çok ilginç hikayeleri var.

İlk çayı Zihni Derin 1923 yılında Batum’dan çay fidanlarını getirerek bu topraklarla tanıştırır. 6 Şubat 1924 yılında 407 sayılı kanunla Rize, Borçka’da; çay, fındık, portakal yetiştirmek adıyla kanun yürürlüğe girer de; Bazı millet vekilleri “Rusya’dan 80 kuruşa çay alırken, bu çayın bir kilo maliyeti 180 kuruşa çıkıyor” diye itiraz ederler. Başbakan İsmet İnönü “250 kuruşa da mal olsa çayı ülkemizde yetiştireceğiz. Çünkü, 180 kuruş dışarı giderken, 250 kuruş bizim vatandaşımızın cebine giriyor. Hem de köylünün gelirini desteklemiş oluruz” der. YERLİ MALI MİLLİ EKONOMİ SEVDASI…

Şeker Pancarı; Nuri Şeker; İktisat Bakanı Celal Bayar, Şekerci Molla Nuri Ömeroğlu’nu Atatürk ile tanıştırır. 1925 yılında 500000 lira ile Alpullu Şeker Fabrikası büyük heyecanla ve törenlerle kurulur.

İlk uçak fabrikası; Ulu Önder Atatürk’ün çabalarıyla; 16 Şubat 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyeti olarak kurulur. 25 Ağustos 1925 yılında da Kayseri’de, Tayyare Otomobil ve Motor Anonim Şirketi “TOMTAŞ” kurulur. Türk Sanayisinin de ilk adımları atılır.

***

Bu üç örneği vermemdeki amacım; 600 yıllık Osmanlıdan, sanayiye ait bir dikili taş yoktur. Sadece bir Feshane İstanbul – Bağdat – Hicaz Demiryolu o da kapitülasyonlarla ticaretin kamburu olur. (Şimdiki Yap-İşlet-Devret benzeri) Bir ulusun; özgür, bağımsız uluslar arasında saygınlık kazanması için; ordu ve ekonomisinin de gelişmiş ve büyük olması önemlidir. Atatürk Ekonomik bağımsızlığın önemini İzmir İktisat Kongresinde çok güzel açıklar. 15 yıl gibi kısa bir süre içerisinde, ülkenin can damarları olan 48 önemli fabrika kura ki, bu fabrikalar Türk ulusunun bu topraklarda en gelişmiş, en güçlü ve en mutlu yıllarıdır. Dünyayı kasıp kavuran İkinci Dünya Savaşından burnu kanamadan çıkmış, komşusu Yunanistan’da, çıkan BÜYÜK AÇLIK krizine ihtiyaçları için Türk Kızılayı kanalı ile 80000 ton çeşitli yiyecek yardımı yapar. 22 yıl önce en büyük savaşı yaptığı ülkeye en büyük yardımı da yapan Türkiye’dir. İşte Türk ekonomisinin ve Türk insanının büyüklüğü…

***

Menderes’le başlayan dışa bağımlılık DP’nin devamı olan Demirel; “Devlet, celepçilik yapamaz” diyerek Et ve Balık Kurumunu kaldırmış ve Türk hayvancılığına ilk darbeyi vurmuş, hayvancılığı yok etmiştir. Devletin tüm gelir veren kurumları dış güçlere ve yandaşlara yok pahasına satıldı. Ekonomi çöküp, “70 cent’e” muhtaç kaldığımız günlerde; benzinde yoktu. Aynı Demirel yöresel şivesiyle; “Benzin, vaaa…da içtim mi” diye sitem etmiştir. Üretimi olmayan bir toplumda, yoklukların olacağını bildiği halde.

***

Demek istediğim; Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’nin sanayi yönü ağır bassa da; tarımın Türkiye için önemi çok büyüktür. Türkiye ekonomisini sırtlayıp götüren fabrikalar, kurum ve kuruluşlar yok pahasına elden çıktığında da, artan nüfus, yok olan tarım, çarşı, Pazar ve mutfakta da önemini gösterdi. Çareyi Sudan ve Venezuella da aramak yerine 1930-1950 fabrika ayarlarına dönmek gerekirken.

***

Konya, Sivas, Adana, Harran ovalarının buğdayı, Çukurova’nın Harran’ın mercimeği, pamuğu, Rize’nin çayı, Ordu’nun, Giresun’un fındığı, Malatya’nın kayısısı, Diyarbakır’ın karpuzu, Kars’ın, Edirne’nin, Ezine’nin peyniri, Anzer’in, Hakkari’nin balı, Bursa’nın ipeği ve şeftalisi… daha da niceleri…. Bu ürünler, dünyada eşine rastlanmayan tarım ürünleri. Nasıl olur da Türkiye kıtlığı yaşar? İnşaata, turizme verilen önemin yarısının bile tarıma yapılmadığını basın ve televizyon kanallarından izliyoruz. Tüm üreticiler; mazot, gübre, yem ve elektrik maliyetlerinin fazla olmasından ve kredi faizlerinin %70-100 işlemesinden, ekip biçmede kullanılan tarım aletlerinin bile haciz edilmesinden şikayetçiler.

***

Sonuç olarak; çiftçiye, yat ve kotralara ucuz verilen fiyattan mazot, düşük faizli kredi, tarla da 2 lira olan domatesin tezgahta 20 lira olmasını engelleyen denetim ve tarım desteği ve traktörüne, ineğine haciz gelmezse ; Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” diyerek başımız üstüne yer verdiği Türk köylüsü, çiftçisi, tarımcısı bizleri Kanada’nın mercimeğine, Hindistan’ın nohuduna, Suriye’nin patatesine, soğanına, Bulgaristan’ın samanına muhtaç etmediği gibi; Sudan, Somali, Venezuella da ÇİFTLİK KAHYASI YAPMAKTAN DA KURTARIR…

 

 

İlginizi çekebilir

NEDEN  SİVAS-MADIMAK ? !

NEDEN SİVAS-MADIMAK ? !